YILDIRIM NASIL DÜŞÜYOR? VE bazı AYLARIN GÜNLERİ NEDEN 28,30,31 G
YILDIRIM NASIL DÜŞÜYOR
Gökyüzünde
yılda 3 milyar şimşek veya yıldırım oluşmaktadır. Bir diğer deyişle
yılın herhangi bir zamanında dünyanın üstünde 2000 yıldırım bulutu
vardır ve dünyamıza her saniyede 100 yıldırım düşmektedir. Güçlü bir
fırtına, Hiroşima'ya atılan atom bombasından 100 kat daha fazla enerji
açığa çıkarmaktadır. Kim bilir? Belki bir gün gelecek yıldırımları da
enerji kaynağı olarak kullanmayı öğreneceğiz.
Bu gök olayı
insanlığın ilk tarihinden itibaren ilahi bir işaret olarak görülmüştür.
Yıldırım düşmesi insanlar için tehlikeli olmasına rağmen insan yaşamına
faydası da vardır. Yıldırımlar yeryüzündeki bitkiler için faydalı
maddeler olan nitratlar ve oksijenin de yeryüzüne inmesine neden
olurlar.
Her şey güneş ışıkları ile yeryüzünde ısınan havanın
yükselmesi ile başlıyor. Tabii içinde buharlaşan suyu da yukarı
taşıyarak. Bu yükselen hava yaklaşık 2-3 kilometreye ulaşınca havanın
soğuk katmanlarına rast geliyor. Soğuk havalarda nefes verince
nefesimiz nasıl buharlaşıyorsa aynen o şekilde buharlaşı-yor ve
gördüğümüz bulutu oluşturuyor. Bu bulutlar daha sonra hava akımları ile
20.000 metreye kadar tırmanabiliyorlar.
Aslı tam bilinememesine
rağmen bulutların bu yükselişleri sırasında içlerinde oluşan buz
kristallerinin birbirlerine sürtünerek bir statik elektrik enerjisi
açığa çıkardıkları öne sürülüyor. Bu elektrik enerjisi bulutların üst
katmanlarında pozitif(+), alt katmanlarında ise negatif(-) yüklü olarak
birikiyor. Bulutun içindeki yük havayı iyonize edecek güce ulaştığında
şimşek oluşuyor.
Yağmur bulutlarının alt yüzeylerindeki büyük
negatif yük içindeki elektronları iterek orayı da pozitif yüklü hale
getiriyor ve bu yük saniyede 1000 kilometre hızla toprağa iniyor, yani
kısa devre yapıyor. Yıldırımın bu andaki ısısı 30.000 derece olup
güneşin yüzeyindeki ısının 5 katı kadardır.
Yıldırım düşerken
çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Yerden de buluta doğru bir boşalma
oluyor. Yerden 100 metre yükseklikte bu iki akım birleşiyor ve
iletkenliği çok fazla olan bir koridor oluşuyor. İşte bundan sonra
yıldırımı hiçbir şey durduramaz, pozitif yük hızla buluta doğru onu
nötr hale getirmek için yükselir, îşte yıldırımın havadan yere mi,
yoksa yerden havaya mı oluştuğunu yaratan soru bu.Bu koridordan yerden
göğe doğru neredeyse ışık hızının üçte biri hızla yükselen akını
yıldırımın göze gelen şiddetli ışığını da yaratır. Ardından yine
yukardan yere iner ve iki taraf arasındaki potansiyel farkı sıfırlanana
kadar bu olay 10-12 kez tekrarlanabilir.
AYLARIN GÜNLERİ NEDEN 28,30,31 GİBİ FARKLI
Cevap: Romalılar
milattan 758 yıl önce 10 aylık takvim uygulamasına başladılar. Bu ilk
orijinal Roma takviminde aylar, gündüz ve gecenin eşit olduğu, binlerce
yıldır hayatın başlangıç zamanı olarak kabul edilen Mart ayından
başlamak üzere, Martius (Mart), Aprilis (Nisan), Maius (Mayıs), Junius
(Haziran), Quin-tilis (Temmuz), Sextilis (Ağustos), September (Eylül),
October (Ekim), November (Kasım) ve December (Aralık) idi.
Bu
ay adlarından Quintilis'den (Temmuz), December'a (Aralık) kadar
olanlar, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10 rakamlarının Roma'lı-larca telaffuz ediliş
şekliydi yani, Mart başlangıçlı takvime göre bu aylar yılın 5'inci,
6'ncı, 7'nci, 8'inci, 9'uncu, ve 10'uncu aylarıydılar. Bu 10 aylık
takvim geride hesaba katılmamış daha 60 gün bırakıyordu.
35
Yedek
olarak bırakılan bu 60 gün sorun yaratınca, Janarius (Ocak) ve
Februarius (Şubat) adları ile iki ay daha eklenerek takvim tamamlandı.
Yani yılın ilk ayı Martius (Mart), son ayı ise Februarius (Şubat) oldu.
Asırlar
sonra milattan 46 yıl önce Roma İmparatoru Julius Caesar (Sezar),
muhtemelen politik sebeplerden takvimde bazı değişiklikler yaptı. On
bir ayı 30 ve 31 gün olarak iki şekilde düzenledi, yılın son ayı olan
Şubat'a 29 gün verdi, her dört senede bir Şubat'a bir gün ilavesini
kabul etti. Ancak sonra nedendir bilinmez Janairus'u (Ocak) yılın ilk
ayı olarak ilan etti. Böyle olunca da, her 4 yılda bir eklenecek bir
günün, yeni durumda yılın ikinci ayı konumuna gelmesine rağmen
Februarius'a (Şubat) eklenilmesine devam edildi.
Julius
Caesar'in beklenmeyen ölümünden (Sen de mi Brütüs olayı!) sonra,
Romalılar bu çok sevdikleri imparatorlarının anısına Quintilis (Temmuz)
ayının ismini July olarak değiştirdiler.
Ondan sora tahta
çıkanlardan, Augustus kendi şerefine, Sex-tilis (Ağustos) ayının adını
kendi ismi ile değiştirerek, bu aya August adını verdi. Ama ortaya
başka bir sorun çıkmıştı. Sezar'm ayı 31 gün, Augustus'un ayı ise 30
gün çekiyordu. Sorunu yine imparatorun kendisi çözdü ve zaten 29 gün
olan Şu-bat'tan bir gün daha alarak Ağutos'a ekleyiverdi. Böylece iki
ay da eşitlenmiş oldu.
îşte size takvimin, niçin 12 ay
olduğunun, ayların isimlerinin nasıl konduğunun ve niçin farklı sayıda
günlerden meydana geldiklerinin, dört sene sonra eklenecek artık günün
niçin yılın sonuncu değil de, alakasız bir şekilde ikinci ayına
eklendiğinin küçük bir hikayesi.
Özellikle ortaçağda
takvimler üzerinde o kadar oynanmıştır ki, yapılan bilimsel
hesaplamalara göre, İsa'nın bugün kabul edilen Milattan, yani İsa'nın
doğumundan yaklaşık 6 yıl önce doğduğu, 36 yıl yaşayıp Milattan sonra
30 yılında öldüğü ileri sürülmektedir.
30/11/2007 | Kategori:
Bilim Kultur Islam
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder
Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa