TÜRKİYEDEKİ ANTİKKENTLER VE YAPILAR III
TÜRKİYEDEKİ ANTİKKENTLER VE YAPILAR
Arykanda
Antalya il sınırlarıFinikeilçesi yakınlarındaki antik kent.
Elmalı
- Finike karayolunun tam yarısında bulunan Arif köyünün Aykırıçay
mahallesine yakın bir ören yeridir. İlk yerleşme zamanına ait
arkeolojik ve yazılı kaynaklara dayanan bilgi bulunamayan Arykanda'nın
filolojik yönden yerli bir isim oluşu ile eski bir yerleşme yeri olduğu
bilinmektedir. 'Anda' ekinden yola çıkarak, bu kentin İ.Ö.2.000
yılından itibaren var olduğu söylenebilir. Zamanın yerlileri
Arykanda'ya 'Arykawanda' olarak adlandırdıkları bilinmektedir. Arykanda
antik kentin kazılarında Prof.Dr. Cevdet Bayburtluoğlu'nun çok emeği
geçmiştir. Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Cevdet
Bayburtluğlu ile özdeşen kent, onun arkeolojik çalışmaları sayesinde,
bugün tarihi Likya (Işık diyarı) bölgesinin en güzel kentlerinin
ziyaret etmemizi sağlar.
Arykanda'nın en üst teraslarından
birinde tek taraflı oturma yerine sahip, koşu pisti belirli bir
kısımdan sonra trapez şeklini alan bir stadion bulunmaktadır. Ortasına
yakın yerdeki merdivenle aşağıdaki teraslara bağlanan stadionun bir
altındaki terasta ufak, fakat çok iyi korunmuş tiyatro yer almaktadır.
Tiyatronun alt terasında odeon ve buna ulaşan merdivenli yol vardır.
Odeonun önündeki portiko, köşeli bir U harfi yaparak agorayı çevreler.
Arykanda'da resmi ve özel yapıların kapladığı alanın birkaç katını
nekropol kaplar.
Nekropoldeki tonoz örtülü mezar odalarının
dışında lahitlere de rastlanır. Birbirlerine teras görevi gören mezar
binalarının en alt terasında ikinci katına kadar ayakta kalmış büyük
bir hamam yer almaktadır.
Şehrin en ilginç kalıntılarından bir diğeri de Aykırıçay kaynağının bulunduğu yerde, kayalığın yüzündeki su yollarıdır.
![]()
Aspendos, Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs kasabasında yer alan anfi tiyatrosuyla meşhur bir antik kenttir.
Aspendos,
Serik ilçesinin 8 kilometre doğusunda, Köprüçayı'nın dağlık bölgesinden
düzlüğe ulaştığı yerde M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş ve
antik devrin mamur zengin kentlerinden biridir. Buradaki Tiyatro M.S.
2. yüzyılda Romalı'lar tarafından inşaa edilmiştir. Kent biri büyük,
biri küçük iki tepe üzerine kurulmuştur.
Coğrafyacı Strabon ve
Pamponrus Mela, Kentin Agruslularca kurulduğunu yazarlar. Bölgeye M.Ö.
1200'den sonra Yunan göçleri olmuştur oysa Aspendos adının kaynağı
Gremlerden önceki yerli Anadolu dilidir. Önemli bir ticaret yolu
üzerinde olduğu ve Köprüçay Irmağı ile limana bağlandığı için Aspendos,
her çağda ele geçirilmek istenen kentler arasında yer almıştır.
Aspendos'un
en önemli yapısı tiyatrosudur. Antik tiyatrolar arasında en iyi şekilde
korunanarak gelmiş bir açık hava tiyatrosudur. Bu tiyatro Anadolu'daki
Roma Tiyatrolarının günümüze sahnesi ile ulaşabilen en eski ve sağlam
bir örneğidir. Mimarı Aspendos'lu Theodorus'un oğlu Zenon'dur. Antonius
Piu zamanında (138-164) yapılmıştır. Tiyatro, kentin yerli tanrıları
ile imparator ailesine sunulmuştur.
Aspendos her yıl binlerce
yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir ve birkaç sene
öncesine kadar konserler ve aktiviteler için kullanılmaktaydı.
Bir
de Aspendos Antik Tiyatrosunun küçük bir hikayesi var. Aspendos
kraşının o zamanlar çok güzel bir kızı vardır ve herkes onla evlenmek
ister.Fakat kral kimde karar kılacağını bilemediği için halka şöyle
duyurur:kim halkımız,şehrimiz adına en yararlı ve güzel şeyi yaparsa
kızımı ona vereceğimBu durum üzerine de iki büyük eser çıkar bu iki
eseri de iki ikiz kardeş ortaya koyar . Bu eserlerin birisi şehre
kilometrelerce uzaktan ,müthiş bir geometrik hesaplamanın sonucu olarak
ortaya çıkarılıp inşa edilmiş kasabaya su getiren su kemerleri; diğeri
ise orkestrasında yere metal para atıldığında en üst tarafından dahi o
sesin duyulduğu dünyanın o zamanki ve günümüzün akustik olarak en iyi
olan tiyatrosudur.mimarı da Zenon'dur. kral su kemerlerini gördükten
sonra kızını su kemerlerini yapan mımara vermek ister fakat daha sonra
da tiyatroya girdiğinde tiyatronun yukarı tarafında gezerken bir ses
duyar.ses kıralın kızını ben almalıyım onu bana vermeli der.bu akustiğe
hayran kalan kral kızını mimar Zenon a vermekte karar kılar.
30/11/2007 | Kategori:
Tarih
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder
Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa