Burada Herşey var

kültür , kadın , entellektüel bilgi , sanat , spor , tarih , aşk sevgi tutku , ali ilaslan

Kategoriler



Linkler

Online Film izle | Şifa Bul | Sezgilerim | 18+ Videolar |

    Alt Menü

Sinema İzle | İndir download | Kadınlara Özel | 18+ Amatör

NORİCUM__ARAP MİTOLOJİSİ

 

NORİCUM

 

Noricum bugünkü Avusturya ve Slovenya toprakları üzerinde kurulmuş bir Kelt krallığı (on iki kabileden oluşan bir federasyon) idi. Geçmişte Roma İmparatorluğu'nun bir eyaletiydi. Kuzeyde Tuna nehri, batıda Raetia, doğuda Panonya ve güneyde de İtalya ve Dalmaçya ile çevriliydi. Kabaca bugünkü Steiermark, Karintiya ve Viyana'nın batısında kalan Avusturya, Bavyera ve Salzburg'un bir bölümüne tekabül eder.

Başlangıçta nüfusun Panonyalılardan (İlliryalılarla akrabalığı olan bir halk) oluştuğu anlaşılmaktadır. Galyalıların göçlerinin ardından çeşitli Kelt kabilelerine tâbi olmuşlardı. Bu kabilelerin içinde önde gelen Tauriski'ydi. Başkentleri Noreia'dan ötürü Romalılar tarafından Norici olarak adlandırılmışlardı.

Ülke dağlık ve toprak da güneydoğu kısımları dışında çoraktır. Ancak demir bakımından zengindir. Bu yüzden Panonya, Moesia ve kuzey İtalya'da silah yapımına malzeme sağlamıştır. Meşhur Noric çeliği Roma silahlarının yapımında bolca kullanılmıştır.

Halkı cesur ve savaşçıydı. Tarımdan ziyade hayvancılıkla ilgilenirlerdi. Öte yandan Romalıların bataklıkları kurutarak ve ağaçları keserek toprağın verimliliğini artırmış olmaları muhtemeldir. ltın ve tuz da bol miktarda bulunuyordu.

Noricum kuzeylilerin veya Keltlerin güneydeki ileri karakolu ve İtalya'ya saldırılarını düzenledikleri noktaydı. Yukarı Avusturya'da Noreia'ya 40 kilometre uzaklıktaki Hallstatt mezarlığındaki arkeolojik araştırmalar yazılı tarihten asırlar önce burada güçlü bir medeniyetin olduğunu göstermektedir. Mezarlıkta Bronz Çağı'ndan Demir Çağı'na uzanan dönemden kalma silahlar ve süs eşyaları bulunmaktadır.

Kullanılan lisan Kıta Avrupası Kelt diliydi.

Noricum Roma İmparatorluğu'na MÖ 16 yılında katılmıştı. Uzun bir süre Noricanlılar kendi prensleri tarafından bağımsızca yönetilmişler ve Romalılarla ticaret yapmışlardı. MÖ 48'de iç savaş sırasında Pompey'e karşı Jül Sezar'ın tarafını tutmuşlardı. MÖ 16'da Panonyalılarla birlikte Istria'yı işgale girişmişler ancak İllirya valisi Publius Silius tarafından yenilgiye uğratılmışlardı. Bunun sonrasında Noricum eyalet olarak kabul edilmeye başlandı (her ne kadar bir eyalet gibi örgütlenmediyse de). Regnum Noricum adıyla ve bir imparatorluk vekilinin kontrolünde krallık olarak varlığını sürdürdü. Antoninus Pius döneminde II. Lejyon Pia Noricum'a konuşlandırıldı ve lejyonun komutanı da eyaletin valisi oldu. 40 yılı civarında Noricum Krallığı Caligula tarafından tamamen Roma İmparatorluğu'na dahil edildi.

Diokletian döneminde Noricum Noricum ripense ("Nehir tarafındaki Noricum" Tuna'nın güneyindeki kuzey bölümü) ve Noricum mediterraneum ("Deniz tarafı Noricum" güneydeki daha dağlık bölge) olmak üzere ikiye ayrıldı. Aralarındaki sınır doğu Alplerinin ortasından geçiyordu. Her biri İtalya'daki İllirya bölgesine bağlı bir vali tarafından yönetiliyordu.

 

ARAP MİTOLOJİSİ

 

Arap mitolojisi, Arapların antik inançlarının bütünüdür. İslam öncesi ve İslam'ın ilk ortaya çıktığı dönemlerde, Arap yarımadasındaki Araplar aynı politeistik unsurlara sahip farklı birer mitolojik inanç yapısına sahiptiler. Özellikle Mekke ve Mekke'deki Kabe, Arap mitolojisi için merkez nokta sayılabilirdi; bugün İslam'ın ve böylece de "tek tanrı"nın sembolü haline gelmiş olan Kabe, o dönemlerdeki politeistik inançta önemli bir yer teşkil etmekteydi. İçinde barındırdığı putlar, ki bu İslam tarihince de doğrulanmaktadır, ve sarmalandığı cin, yarı tanrı sembolleri bunun en büyük kanıtıdır.

Arap mitolojisinde bugüne kadar ulaşmış bazı tanrı ve tanrıça isimleri vardır. Çeşitli kaynaklardan bunların doğası ve rolleri hakkında bilgi edinilebilmektedir. Bunların en tanınan ve Kur'an'da da ismi geçen üç tanesi, zaman zaman Tanrı'nın kızları olarak da anılmış olan el-Lât, el-Uzzâ ve el-Menât'dır. İslami kaynaklar Arap mitolojisinin temelini monoteist bir yapıdan aldığını öne sürer ve bu tanrıçalar gibi o dönemlerde tapılan çeşitli tanrı ve tanrıçaların isimlerinin kökeninin Allah sözcüğü olduğunu öne sürmektedirler. Her ne kadar Arap mitolojisinin monoteistik bir yapıdan türediğine dair kesin bilimsel kanıtlar olmasa da, Allah sözcüğünün o dönemde kullanıldığı bilinmektedir ve etimolojik açıdan bu isimlerin Allah isminden türemiş olması olasıdır.

Arap mitolojisine dair bilinen gerçeklerden biri de özellikle Mezopotamya mitolojisinden fazlasıyla etkilendiğidir. Zaten coğrafi konumları gereği herhangi bir etkileşimin olmayışı düşünülemez. Sadece Mezopotamya mitolojisi değil, dönemde çevre bölgelerde yaşayan toplulukların mitolojileri ve inançları da Arap mitolojisini büyük oranda etkilemiştir.

Sıklıkla ismi ortaya çıkan ve hakkında en çok bilgi bulunan mitolojik figürlerde bu kültürel ve bölgesel çeşitlilik ve yaygınlık aşikardır. Ayrıca, el-Lat, el-Uzzâ ve Menât'a Palmirliler de tapınmaktaydı.

G. Ryckmans'a göre tanrıça el-Lât, Semûd, Safaî ve Lihyanî kavimlerine ait kitabelerde adı geçen tanrıça İlât ile aynıdır. el-Lât'ın ismi Palmir ve Nabat kitabelerinde de geçmektedir. Güney Arabistan'da rastlanan ve el-Lât'a gönderme yapan kişi isimleri güney Arabistan'da da el-Lât'a tapıldığına dair kanıt olabilir.

Palmirlilerin de tapındığı bir başka ortak tanrıça el-Uzzâ idi. Ayrıca Azizo adında tapındıkları bir tanrıları daha vardı. Bunların dışında Suriyelilerde de Venüs'ü sembolize eden el-Uzzâ göğün kraliçesi olarak mevcuttu.

Menât da Nabat kitabelerinde geçer ve Semud kavmi tarafından da bilinirdi.

Bunların dışında adı sıkça geçen bir tanrı da Hubal veya Hubel'dir. İsminin İbranice Ha ve Ba'l`dan geldiğini düşünülmektedir. Böylece "rab, tanrı" gibi bir anlama sahip olduğu öne sürülmüştür.


Arap mitolojisinde büyük bir çeşitlilik mevcuttu ve çoğu tanrının hangi nesne, kavram veya iş ile bağdaştırıldığı bugün bilinmemektedir. Arapların yüzden fazla putları olduğu göz önüne alınırsa, büyük ihtimalle bu putların simgelediği büyük sayıda tanrılar mevcuttu. Fakat o dönemdeki Arapların ve Arap mitolojisi bağlılarının dini yaşamları hakkında fazla bilgi olmayışı, tanrılara tam olarak ne tür görev veya tanımlar atfettiklerini bilmemizi zorlaştırır. Ayrıca, var olan çeşitlilik nedeniyle birçok farklı kabile daha farklı mitolojik gruplar ve tapınımlar oluşturmuştur. Örneğin, Kinâne kabilesinin Ay, Teym kabilesinin ed-deberân ve Kelb kabilesinin Şi'ra yıldızı gibi gök cisimlerine taptığı bildirilmektedir. Farklı kabilelerin tanrılarının arasındaki bağlar ve benzerlikler veya farklı kabilelerinin birbirlerinin tanrılarına olan bakış açıları belirsizdir.

Bunların dışında tarihçilerin çoğunluğu, Arap mitolojisindeki belirgin üç tanrıça, el-Lat, el-Uzza ve Menat'ın sırasıyla Güneş, Venüs ve Hüküm tanrıçaları olduğunu söylemektedir.

Arap mitolojisi kendi içinde yoğun bir putperestlik geleneği taşımaktaydı. Birçok mitolojide olduğu gibi, putlar sembolize ettikleri tanrı veya tanrıçalar nedeniyle kutsal sayılmaktaydılar ve en önemli tapınım aracıydılar. Yukarıda bahsedildiği gibi Arapların yaklaşık yüz farklı putu olduğu bildirilmektedir. Mekke'deki Kabe'de, İslam öncesi devirde, farklı kabilelerinin tanrılarının putlarını da içeren yüzlerce put bulunduğu rivayet edilmiştir. Böylece bölgeye çeşitli amaçlarla (ticaret vb.) gelen farklı kabilelere mensup kişiler kendi kabilelerinin inandığı tanrılara, bu putlar sayesinde tapabilmekteydi.

Arap mitolojisinde yaygın bir cin inancı vardı. Bazı hayvanların cinlerle ilgileri olduğunu düşünmekteydiler. Ayrıca gûl diye adlandırdıkları dişi cinlerin varlığına inanırlardı. Haklarında ve uygulamalarında çok bir bilgi bulunmasa da topluluklarda büyücü ve kahinlerin var olduğu bilinmektedir. Bu kişilerin cinlerle ilgileri olduğuna inanıldığı için genel olarak insanlar bu kişilerden çekinirlerdi. Cinlerin bu kahinlere gizli şeyleri haber verdiği, kehanetlerde bulunduğu düşünülürdü. Bu nedenledir ki kahinler topluluk içinde sıklıkla hakem rolü üstlenirlerdi.

Arap mitolojisinin öğeleri belirgin biçimde günümüze ulaşamamıştır, yine de daha sonra İslam döneminde bazı kaynaklarda çok kısa ve yalınca tanımlandıkları olmuştur. Ayrıca İslam dininin kutsal kitabı Kur'an'da dönemin Araplarının inançlarına dair bazı tanımlar içermektedir. Örneğin Kur'an'da İslam öncesi Araplarının cinlere tapındığı (34/41), meleklere tapındığı (43/19) ve dişi tanrıçalara tapındıkları (4/117) geçmektedir. Arap mitolojisine dair Kur'an'da geçen en belirgin öğe belki de onların Yaratıcı sıfatı bulunan belirli bir baş tanrıya tapındıkları fakat bunun dışında, belki de bu baş tanrı ile kendileri arasında aracı olmaları için, çeşitli daha küçük tanrılara tapındıklarıdır (29/61,63; 39/3 vd.). Ayrıca tapındıkları ve putperestlik geleneğini sürdürdükleri bu tanrıların bir kısmını Allah'ın Kızları yani baş tanrının çocukları olarak gördüklerine dair ifadeler de vardır. Bu düşünceleri destekleyecek şekilde dönemden bugüne kadar ulaşan bazı şiir metinlerinde, "Allah" adıyla andıkları yüce bir Tanrı'ya dair bilgiler bulunmaktadır.[11] Yine de bunun daha sonraki dönemlerde Müslümanlar tarafından, politeistik tanrıların isimleri yerine metinlere geçirildiği şeklinde iddialar da mevcuttur. Genel görüş bu iddaları içinde çeşitli putların ve politeistik inançta inanılan tanrı isimlerinin yer aldığı şiir parçalarının da bugüne ulaştığı gerekçesiyle reddeder. Ayrıca İbnu'l-Kelbî'nin kaleme almış olduğu "Kitabu'l Asnam"da Arapların Allah adıyla andıkları bir tanrının yanı sıra farklı tanrılara da tapındıklarına dair bilgiler mevcuttur. Ek olarak bazıları Allah isminin Mekke'de bulunan putlardan veya politeistik tanrılardan birinin adı olabileceğini veya yüce bir tanrının isminden çok genel anlamda tanrı sözcüğü yerine kullanıldığını öne sürmüşlerdir. Sonuç olarak Arap mitolojisinin tamamen politeistik bir temel üzerine mi kurulduğu yoksa daha çok henoteistik bir temele mi sahip olduğu bilimsel anlamda belirsizdir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

1/12/2007 | Kategori: Mitoloji | Yorum (0) | Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder


Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa


    Get your own Chat Box! Go Large!