DOKTOR ÇOCUĞUM ÇOK YARAMAZ.....)) (OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM)

DOKTOR ÇOCUĞUM ÇOK YARAMAZ:)))
Çocuğa
hangi davranışlarının iyi, hangi davranışları yapmaması gerektiğini
öğretmek ebeveynlerin görevidir. Bunların çocuğa öğretilmesi aslında
sanıldığı kadar zor değildir, ancak biraz sabır gerektirir. Özellikle
küçük çocukların öğrenmesi zaman aldığından, hatalı bir davranışı
değiştirmek genellikle birkaç haftalık bir çalışmayı gerektirir. Bunun
için acele edip hemen ümitsizliğe kapılmamalıdır.
Çocuk eğitiminde cezanın yeri
Terbiye
etmek denilince pek çok kişinin aklına hemen cezalandırma gelir. "Dayak
cennetten çıkmadır" ya da " Kızını dövmeyen dizini döver" gibi
atasözleri, ülkemizde cezalandırmanın çocuk eğitiminin bir parçası
olarak asırlarca kullanıldığının bir kanıtı olarak dilimizde yer
etmiştir. Terbiye etmek ve cezalandırmak birbirinden çok farklı
kavramlardır. Terbiye, çocuğa olumlu davranışların, kendini nasıl
kontrol etmesi gerektiğinin öğretildiği ve içinde ödüllendirmenin de
yer aldığı bir sistemdir. Cezalandırma ise daha negatif bir anlam
taşır; çocuğun yaptığı ya da yapmadığı bir davranışın arkasından gelen
bir sonuçtur. "Terbiye etmek" bizim geleneklerimizde genellikle cezayı
çağrıştırdığından, "eğitmek" kavramının kullanılması daha yerinde
olacaktır. Çocuk yalnızca yanlış yaptığı zamanlarda değil, diğer
zamanlarda da davranışları konusunda eğitilmelidir. Hatalı
davrandıkları zaman çocuklara kızma ve azarlama yerine, olumlu
davrandıklarında yüreklendirme ve takdir etme, onların yanlış
davranışlarını daha kolay değiştirmelerini sağlayacaktır. Çocuklar
kendilerine değer verildiğini gördükçe kendilerini daha iyi hissedecek,
çevredekileri daha fazla dinlemeye gayret edecektir.
İyi davranışların takdir edilmesi
Çocuğun
ilerideki davranışlarının temeli daha doğumdan itibaren biçimlenmeye
başlar. Örneğin, bebek altını kirlettiği ya da acıktığı zaman ağlayarak
isteklerini belirtir. Anne hemen onun yanına gidip isteğini
karşıladığında, bebek annesinin yanında olduğunu bilerek ona güven
duyar.
Bebek iki aylık
olduğu zaman, kendi kendine uykuya dalmasına izin verilmelidir. Bu
aydan itibaren, bebeğin uyku, beslenme ve oyun zamanları aileye uyum
sağlayacak biçimde belirli bir düzene konulmaya çalışılmalıdır. Bebek
emeklemeye ve yürümeye başladıktan sonra gereken güvenlik önlemleri
alınmalı, onun için tehlikeli olabilecek cisimler ortalıkta
bırakılmamalıdır. Çocuk için tehlikeli olmayacak eşyalar ise, merakını
gidermesi açısından onun ulaşabileceği yerlere konulmalıdır. Örneğin,
ağır tencere ve çaydanlık gibi çocuğun yaralanmasına neden olabilecek
eşyalar dolapta kilitli tutulurken, daha hafif olan tabaklar ve plastik
eşyaların konulduğu dolaplar açık tutulabilir. Çocuğun hareketlenmeye
başladığı bu dönem, ona en fazla dikkat gösterilmesi gereken dönemdir.
Örneğin, bebek soba ya da elektrik ocağı gibi sıcak bir eşyaya
yaklaştığında, "hayır, sıcak!" gibi ifadelerle oradan uzaklaştırılmaya
çalışılmalı ve oynaması için eline bir oyuncak verilmelidir.
Başlangıçta bebek bunun bir oyun olduğunu zannedip gülse bile, birkaç
hafta sonra onun zararlı bir şey olduğunu öğrenecektir.
Çocuk 18 aylık
olduğunda çocuğun kontrol edilmesi biraz daha zorlaşır. Bu yaşlarda
çocuk kendi gücünün sınırlarını öğrenmek ister. Bu dönemde, anne, baba
birlikte, onun hangi davranışlarına izin verip hangilerine
vermeyeceklerini kararlaştırmalıdırlar. Böylece çocuk da bir ikileme
düşmemiş olur. Ebeveynin nasıl davranması gerektiği konusunda aşağıda
bazı ipuçları verilmiştir:
a. Çocuğa değişik seçenekler sunmak
Belirli
sınırlamalar getirirken, aynı zamanda belirli bir serbestlik de
tanınmış olur. Örneğin "Oyuncaklarını kendin mi toplamak istersin,
yoksa sana yardım edeyim mi?" denilebilir.
b. Yapılması istenen davranışı bir oyuna dönüştürmek
Eğer
çocuktan istenen davranış ilginç bir hale getirilirse çocuk bundan zevk
alacaktır. Örneğin, ona "Hadi bakalım yarış yapalım, hangimiz daha
çabuk elbisesini giyecek?" denilebilir.
c. İleriye dönük plan yapmak
Çocuk
hep aynı olumsuz davranışları yineliyorsa, örneğin, bakkala gidildiği
zaman sürekli bir şeyler istiyor, tatsızlık çıkarıyorsa, başka bir
zamanda bunun doğru olmadığı ona öğretilmelidir. Bunun için, çocuğun
karnının tok olduğu bir zaman bakkala götürülerek alıştırılmaya
çalışılmalıdır. Sıkılmaması için de çocuğun yanında oyuncak ya da kitap
vb. götürülebilir.
d. Olumlu davranışını takdir etmek
Çocuk
olumlu bir davranış gösterdiğinde bu davranışı nedeniyle
onurlandırılmalıdır. Bu, her zaman çocuğa hediye alınması anlamına
gelmez; ona sarılıp "Bugünkü güzel davranışından dolayı çok mutlu
oldum, teşekkür ederim" demek de onu çok mutlu edecek, ilerideki
davranışları için yüreklendirecektir. Ama bazen işler yolunda
gitmeyebilir. Eninde sonunda, çocuk anne ya da babasını dinlemediğinde,
onların nasıl davranacağını, gerçekten söylediklerini yapıp
yapmayacaklarını sınamak isteyecektir. Eğer çocuk ebeveynleri
dinlemiyor ise, bu durumda başvurulacak bazı yöntemler vardır:
1. Doğal sonuçlar
Çocuk
yaptığı hareketin doğal sonuçlarına katlanmasını öğrenmelidir. Ancak bu
sonuçlar çocuk için herhangi bir tehlike yaratmamalıdır. Örneğin, çocuk
sütünü kasıtlı olarak dökmüşse, o öğünde yeniden süt içemeyecek ya da
eğer oyuncağını kırmışsa artık o oyuncakla oynayamayacaktır.Bu
kendisinin yaptığı davranışların bir sonucu olduğu için de anne ya da
babayı suçlamayacaktır (kendi düşen ağlamaz kuralı). Böylece çocuk
sütünü bir daha dökmemesini, oyuncağı ile daha dikkatli oynamasını kısa
zamanda öğrenecektir.
2. Mantıklı sonuçlar
Çocuğun
doğal sonuçlarla öğrenmesi en iyisidir. Ancak bu her zaman işe
yaramayabilir. Örneğin, anne çocuğa oyuncaklarını toplamasını
söylemişse ve çocuk da bunu yapmıyorsa ne yapılabilir? İşte bu durumda,
çocuğun hareketiyle ilgili bir sonuç yaratılabilir. Anne, eğer çocuk
oyuncaklarını toplamazsa onları kaldıracağını ve akşama kadar
oyuncaklarla oynayamayacağını ona söyleyebilir. Bunu söylerken annenin
söylediği şeyi gerçekten yaparak ciddi olduğunu çocuğa göstermesi
gerekir. Fakat bunu bağırarak değil, yumuşak bir ses tonu ile
söylemelidir.
3. Çocuğun çok istediği bir şeyi kısıtlamak
Mantıklı
bir sonuç çıkarmak her zaman mümkün olmayabilir. Çocuk ebeveyni
dinlememekte ısrar ediyorsa, çocuğa çok istediği başka bir şeyin
kısıtlanacağı söylenebilir. Ancak bu yöntem uygulanırken bazı noktalara
dikkat edilmelidir: Beslenme gibi çocuğun gerçekten gereksinimi olan
şeyler ısıtlanmamalıdır. Bu yöntemin etkili olabilmesi için
kısıtlanacak şey çocuğun gerçekten çok istediği bir şey olmalıdır.
Ebeveyn
söylediği şeyi gerçekten yapmalıdır. Örneğin, davranışını düzeltmediği
sürece çocuğa dondurma yiyemeyeceği söylenmiş, fakat herhangi olumlu
bir gelişme olmadığı halde, anne ya da baba onun gönlünü almak için
biraz sonra dondurma almışsa, bu yöntem doğaldır ki işlemeyecektir.
4. Belli bir süre bir yerde bekleme cezası
Bu
ceza, diğer yöntemler işe yaramadığında en son çare olarak
kullanılabilir. Bu yöntem, çocuk diğer çocukları ısırdığında,
vurduğunda ya da buna benzer durumlarda kullanılabilir. Çocuk önce bir
kez ikaz edilir, eğer aynı davranışı sürdürürse, ona önceden
belirlenmiş bir odaya ya da odanın bir köşesine gitmesi, orada bir
süre, genellikle de bir sandalyede sessiz bir biçimde beklemesi
söylenir. Eğer oraya gitmemekte direnirse, kucaklanarak oraya götürülür
ve bir süre orada kalması sağlanır. Bu cezanın neden verildiği birkaç
cümle ile ona anlatılmalıdır. Çocuğun bekletildiği oda ya da yer çocuk
açısından herhangi bir tehlike içermemelidir.
Çocuğun orada
bekleme süresi kabaca her yaş için 1 dakika olarak belirlenir (Örneğin,
4 yaşında bir çocuk için 4 dakika gibi). Eğer ceza süresi çok uzun
tutulursa, çocuk neden oraya konulduğunu bir süre sonra unutacaktır.
Ceza
süresi için saat kurulur, saat çaldığında çocuğa cezasının bittiği
söylenir. Çocuk bu süreyi uslu bir biçimde tamamlarsa, sevecen bir
biçimde kucaklanır ve "Tatlım, cezalı olduğun için orada kalmak
zorundaydın" gibi sözler söylenir ve olay orada kapanır. Bu durumu
çocuk ile tartışmak gerekirse en az birkaç dakika geçmesi
beklenmelidir. Eğer ceza süresi içinde çocuk gene bağırır çağırır ve
olayı protesto ederse, saat yeniden kurulur ve süre baştan başlatılır.
Bu yöntemle, genellikle 2 hafta içinde çocuk uyum sağlamayı
öğrenecektir.
Etkili bir eğitim için bazı öneriler
Çocuğun
neler yapıp neler yapamayacağına karar verilmelidir. Her çocuk aynı
hızda büyüme ve gelişme göstermez. Ebeveyn çocuğa bir şey söylediğinde
çocuk yapmıyor ise, bu kasıtlı olabileceği gibi çocuk onu
anlamadığından ya da yapamadığından da olabilir.
Ebeveynler
konuşmadan önce iyice düşünmelidir. Daha önce çocuğa herhangi bir
uyarıda bulunmuş ya da bir kural koymuşlarsa ona uymaları gerekir.
Bununla birlikte, çocuktan beklenen davranış ya da konulan kurallar
gerçekçi olmak zorundadır. Bir diğer önemli nokta da, ebeveynin her
zaman aynı biçimde davranması, bir gün farklı diğer gün farklı kurallar
koymamasıdır. Çocuklar ne zaman nasıl davranacaklarını çabuk
öğrenirler. Bunun için de zaman zaman ebeveynin koyduğu kuralları
sınarlar ve onun sınırlarını öğrenmeye çalışırlar. Örneğin, bakkalda
huysuzluk yapan bir çocuğu sakinleştirmek için anne ona sakız, şeker
gibi şeyler alırsa, bir daha bakkala gittiğinde çocuk yine aynı biçimde
davranacaktır.Bunu önlemek için ebeveyn her zaman aynı biçimde
davranmalı ve kendi koyduğu kuralları çiğnememelidir.
Çocuk
huysuzlandığında onun duyguları da dikkate alınmalı ve onun neden öyle
davrandığını anlamaya çalışmalıdır. Eğer davranışın nedeni bulunursa
çözüm arkasından gelecektir. Ebeveyn onu anladığını çocuğa
söylemelidir. Örneğin, "Arkadaşın gittiği için üzülüyorsun, biliyorum,
ama yine de oyuncaklarını toplamalısın" gibi onu anladıklarını ifade
etmek oldukça yararlı olacaktır.Anne ve babalar da yaptığı hatalardan
ders almasını öğrenmelidir. Herhangi bir biçimde yanlış davrandıkları
zaman önce sakinleşmeli, gerekirse çocuktan özür dilenmeli, bundan
sonra nasıl davranacağını ona söylemelidir. Çocuğa doğru davranışları
öğretmek çocuk eğitiminde elbette ki çok önemlidir. Ancak, çocuk
kendini kontrol etmesini ebeveynlere ve diğer büyüklere bakarak daha
çok öğrenir. Onun için ebeveynlerin söyledikleri ile yaptıklarının
tutarlı olması zorunludur. Büyükler gibi (!) çocuklar da zaman zaman
bazı hatalar yaparlar. Önemli olan, bu yanlış davranışlardan yola
çıkarak, doğruların ona sevecen bir biçimde öğretilmesidir.
Çocuk eğitiminde tokatın yeri var mı?
Eskiden
ebeveynlerden tokat yemek çocuk terbiyesinin neredeyse ayrılmaz bir
parçasıydı. Bu yüzden, şimdiki erişkinler arasında tokat yemeyen birini
bulmak oldukça zordur. Günümüzde de özellikle kırsal kesimde ve büyük
şehirlerin varoşlarında çocuklar hala büyüklerinden tokat yemektedir.
Hatta okullarda bile zaman zaman öğretmenlerin dayağa başvurduğu
bilinen bir gerçektir. Peki bu "cennetten çıkma (!)" olduğu tabir
edilen dayağın çocuk eğitiminde yeri var mı? Amerikan Pediatri
Akademisi tokatın çocuk eğitiminde kullanılmaması gerektiğini, eğer
çocuğun cezalandırılması gerekiyorsa ona alternatif diğer yöntemlerin
kullanılmasını önermektedir. Dayak atmanın çocuk eğitiminde yeri
yoktur, çünkü: O an için işe yaramış görünse bile, çocuğun davranışını
değiştirmede aslında daha önce söz edilen bir sandalyede bekleme
cezasından daha etkili değildir.
Tokat atmak çocuğa sorumluluk
öğretmez, tersine onun daha da kızmasına ve hırçınlaşmasına neden olur.
Ebeveynlerin çoğu, daha sonradan tokat attıkları için pişmanlık
duymaktadırlar. Sürekli tokat yiyen çocukta zamanla bu yöntem de artık
işe yaramaz olacaktır. Tokat atmak, şiddetine bağlı olarak çocukta
ciddi fiziksel hasarlara neden olabilir. Sürekli dövülen çocuklarda
depresyon, alkol kullanımı, diğer çocuklara saldırganlık daha sık
görülür, hatta erişkin olduklarında kendi eş ve çocuklarını dövme ve
suç işleme oranları diğer kişilere göre daha fazla olmaktadır.
Yapılan
çalışmalar, dayak yiyen çocukların, erişkin olduklarında diğer kişileri
–onları sevseler bile- daha çok cezalandırma eğiliminde olduklarını
ortaya koymuştur. Onun için, hekimler olarak bizler, çocuk eğitimi
konusunda ebeveynlere doğru yolu göstermeli, sağlıklı bir nesil
yetiştirmek için her türlü şiddetten kaçınmaları gerektiğini onlara
olabildiğince öğretmeye çalışmalıyız. Son söz olarak, Dorothy Law
Nolte'un aşağıdaki satırları bu konuda söylenmesi gerekenleri çok güzel
bir biçimde dile getirmiyor mu?
Çocuk yaşadıklarından öğrenir...
Eğer bir çocuk eleştiriyle yaşarsa,kınamayı öğrenir.
Eğer bir çocuk düşmanlıkla yaşarsa, savaşmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk utançla yaşarsa, suçlu hissetmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk hoşgörü ile yaşarsa, sabırlı olmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk övgüyle yaşarsa, değer vermeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk alayla yaşarsa, utanmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk adil yaşarsa, adaleti öğrenir.
Eğer bir çocuk güvenceyle yaşarsa, inanmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk dürüstlükle yaşarsa, doğruyu öğrenir.
Eğer bir çocuk yüreklendirmeyle yaşarsa, kendine güvenmeyi öğrenir.
Eğer bir çocuk arkadaşlıkla yaşarsa, dünyada sevgiyi bulmayı öğrenir.
Eğer bir çocuk onaylamayla yaşarsa, kendinden hoşlanmayı öğrenir.
Dorothy Law Nolte
Hazırlayan: Doç. Dr. Sadi Akşit
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediyatri Anabilim Dalı
30/11/2007 | Kategori:
Ailem Var
|
Yorum (0) |
Yorum Yaz
Kalıcı Bağlantı | Arkadaşına Gönder
Önceki Sayfa | : | Sonraki Sayfa